Kafesin İki Tarafı: Atatürk Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi'nin Hafızası

Derya Acuner

8 Eylül 2023

Gorsel 1 1940 Img 2825 Nevzad Tüzdil (der.), <i>Orman Çifliği Hayvanat Bahçesi</i>, Ankara: Ankara Basımevi, 1940 [ön kapak]<br />
Nevzad Tüzdil (der.), Orman Çifliği Hayvanat Bahçesi, Ankara: Ankara Basımevi, 1940 [ön kapak]

Derya Acuner, Salt Araştırma Fonları’nın onuncu yıl programı kapsamında yayımlanan bu yazıda, 2017 yılında desteklenen “Kafesin İki Tarafı: Türkiye’de Hayvanat Bahçelerinin Hafızası” başlıklı araştırmasını odağa alıyor. Sevinç Coşkun ile yürüttükleri araştırmadan hareketle Türkiye’de hayvanat bahçelerinin tarihi ve toplumsal hafızadaki yerini Atatürk Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi örneği üzerinden inceliyor.

Gorsel 2 Fkg723 0022 Nevzad Tüzdil (der.), <i>Orman Çifliği Hayvanat Bahçesi</i>, s. 18<br /><br />
Nevzad Tüzdil (der.), Orman Çifliği Hayvanat Bahçesi, s. 18


Araştırmamız1 için “Kafesin İki Tarafı” başlığını seçmemizin nedenlerinden biri, böyle bir araştırmaya girişmekteki niyetimizle yakından ilişkiliydi. Niyetimiz, bir yandan bu kafesleri kuran ve orada tutmayı sürdürenler ile bu kafeslerin arkasındakileri izleyenlerin motivasyonları ve zaman içerisinde bu motivasyonların nasıl değiştiği üzerine düşünmek, diğer yandan da kafeslerin içinde yaşamış olanların hikâyelerini toplamak, daha doğrusu, bu amaçla yapılacak kapsamlı çalışmalar için bir başlangıç noktası sağlayabilmekti. Ne var ki araştırma süreci beklediğimizden farklı ilerledi. Salt Araştırma Fonu’nu aldığımız 2017 yılından materyal toplamaya devam ettiğim Eylül 2018’e kadar kurum arşivlerine ulaşmayı ısrarla denedik. Bu denemelerimizin bazıları bir süre oyalamanın ardından tarafımızla iletişimin kesilmesiyle, bazıları da aleni bir şekilde arşivlerin paylaşılmayacağı bilgisinin verilmesiyle sona erdi.2 Bu nedenle başlangıçta planladığımız gibi kurum arşivlerini inceleme olanağına erişemedik ve bunun yerine yazılı basın ile başka basılı yayın ve materyallere yöneldik. İzmir’deki Fuar Hayvanat Bahçesi (bugünkü ismiyle İzmir Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı), İstanbul’daki Gülhane Hayvanat Bahçesi (2001’de kapatıldı) ve Bursa’daki Kültürpark Hayvanat Bahçesi (bugünkü ismiyle Bursa Hayvanat Bahçesi) ile ilgili materyalleri toplarken hakkında diğerlerine göre daha çok kaynağa ulaşabildiğimiz Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) Hayvanat Bahçesi zamanla çalışmanın asıl odağı hâline geldi.

Bu yazıyı, ardında hâlâ cevaplanmamış birçok soru bırakan ancak hakkında derli toplu bilgiye kolayca ulaşılamayan AOÇ Hayvanat Bahçesi’nin kapanışına giden süreci anlatmak için bir fırsat olarak değerlendirmek istedim. Bu nedenle burada, çalışmamızın kurum tarihi ayağına yer verecek; bunu yaparken de resmî söylemin, kuruluşundan kapanışına kadar bu hayvanat bahçesinin varlığını meşrulaştırmak için kullandığı gerekçelerden bazılarını örneklendireceğim.3

O dönemki ismiyle Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi 29 Ekim 1940’ta açılıyor.4 Çeşitli yayınlardan, bu hayvanat bahçesinin öncülü olan ve yine Orman Çiftliği’nde yer alan minyatür bir hayvanat bahçesinin varlığından haberdar oluyoruz.5 Müdürlük binasının arkasındaki, 1933’te kurulmuş bu ilk bahçede “tarıma ve halka zararlı” kurt, tilki, çakal, ayı, domuz, süne, kımıl gibi hayvanlar teşhir ediliyor. Yetkililerin aktarımlarından anlaşılan o ki hem genişletilmeye elverişli olmayan küçük bir alanda bulunmasına hem de az sayıda hayvan türüne ev sahipliği yapmasına rağmen bu bahçeye halkın ilgisi büyük. Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi’nin 1940’taki açılışı için hazırlanan yayında, ziyaretçilerin—özellikle Pazar ve bayram günlerinde—artık eski bahçeye sığmadığı söylenip asıl hayvanat bahçesinin kurulmasının sebebi olarak “halkın bu yüksek istek ve ilgisi”ne işaret ediliyor. İleride Atatürk Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi ismini alacak yeni hayvanat bahçesini, dönemin Ziraat Bakanı Muhlis Erkmen, “bir başlangıç”, ileride gerçekleştirilecek “mükemmeli için bir çekirdek” olarak tarif ediyor. Eksiklikleri olduğunu ifade etmesine rağmen, belli ki, “üç dört ay içinde ve dar bir tahsisatla” sürdürülen azimli bir çalışmanın eseri, bir başarı olarak gördüğü bu hayvanat bahçesinin yapımı için “heyecan ve aşkla” uğraştığını belirterek takdir ettiği Nejdet Pençe için açılış yazısını kaleme alan bakan, satırlarında Mustafa Kemal Atatürk’e yer vermiyor.6 Hâlbuki, 1997 ve 2005 tarihli iki resmî açıklamada, “halkımız tarafından ilgi fazla olunca, yüce Atatürk’ümüz şu andaki yeri göstererek, buraya modern bir hayvanat bahçesi yapılsın demiştir” sözleriyle hayvanat bahçesinin kuruluş hikâyesinin Atatürk’e atfedildiğini görüyoruz.7

Gorsel 3 Fkg723 0025 Nevzad Tüzdil (der.), <i>Orman Çifliği Hayvanat Bahçesi</i>, s. 21<br /><br />
Nevzad Tüzdil (der.), Orman Çifliği Hayvanat Bahçesi, s. 21


Gorsel 4 Afmsbbhal0647 Hayvanat Bahçesi, 1935, Bülent-Hatice Bağana<br />
Salt Araştırma, Said Bey Arşivi
Hayvanat Bahçesi, 1935, Bülent-Hatice Bağana
Salt Araştırma, Said Bey Arşivi

Bu açıdan, kuruluş anlatısının zamanla değiştiğini söyleyebiliriz: 1940’ta, hayvanat bahçesinin açılmasını “canla ve başla” çalışarak mümkün kıldığı için bir “Türk genci” takdir edilirken ilerleyen dönemlerde anlatının merkezine ilk aşamada bahsi geçmeyen Atatürk’ün “modern bir hayvanat bahçesi kurma talimatı” yerleştirilir. Üstelik, bu anlatılarda Mustafa Kemal Atatürk, “Ulu Önder Atatürk”, “yüce Atatürk’ümüz” gibi sıfatlarla anılır. Bu kritik kırılmanın yaşanmakta olduğunun izlerini 1953 yılında basılan bir AOÇ yayınında bulmak mümkün. Bu yayında, tanrılaştırılmış bir Atatürk imgesiyle karşılaşıyoruz: “O, yeryüzünde yarattığı bu yeşil cennette, cennetin serin ağaç gölgeleri altında ve zümridin çimenleri arasında dolaşan Ankaralı’nın ebedî minnetini çoktan toplamağa da başlamıştır. Zaten neyi O’na borçlu değiliz ki?”8 Atatürk’ün “büyük adam”, “büyük ata”, “büyük bağışlayıcı”, “büyük kurucu” gibi isimlerle anıldığı bu yayında, Ankara’ya ve Atatürk’e atıfla şöyle deniyor: “Biz bu küçük kitap içinde, binyıllar boyu, bir iklimi arzusuna râmetmiş yenilmez tabiatın, tabiattan çok üstün bir Dehâ’ya nasıl zebun olduğunu anlatmak istedik.” Bu sözler bir yandan insanın doğaya üstünlüğüne dair inanışın açık bir ifadesiyken, diğer yandan da Tanıl Bora’nın ifade ettiği gibi Atatürk’ü bir ikon olarak kuran, onu tanrılaştırarak etrafında “dinsel bir hale oluşturan” anlatılara örnek teşkil ediyor.9 Burada bahsi geçen, Cumhuriyet’in farklı dönemlerine tekabül eden bu anlatılardaki dönüşümler, aynı zamanda, yine Bora’nın Atatürk imgesine yaklaşımların dönemden döneme değişip “zamanın politik ‘ihtiyacına’ uygun” olarak yeniden şekillendiğine dair tespitindeki izlekle de birebir örtüşüyor:

“Atatürk imgesinin kutsallaştırılması, Cumhuriyet dönemi boyunca birkaç kere vites atmıştır. Erken Cumhuriyet döneminde, 1938 sonrası, İnönü’nün cumhurbaşkanlığı döneminde Atatürk kültünün yeniden üretiminde göreli bir durulma görülür.10 Çok partililiğe geçişle birlikte, bu ‘ihmali’ İnönü’nün diktatörlük stratejisi olarak yorumlayan Demokrat Parti, ilk yıllarında, Atatürk imgesinin ikmaline önem verdi. […] 28 Şubat 1997’de İslâmcı Refah Partisi’ni hedefleyen müdahaleye de, bir Atatürk furyası refakat etti.”11

Gorsel 5 Fkg723 0097 Nevzad Tüzdil (der.), <i>Orman Çifliği Hayvanat Bahçesi</i>, s. 80<br /><br />
Nevzad Tüzdil (der.), Orman Çifliği Hayvanat Bahçesi, s. 80


1940 ve 1953 tarihli kitapçıklardaki söylemler arasındaki bir diğer dikkat çekici değişiklik ise hayvanat bahçesinin amaçları hakkında. 1940 yayınında bu konuya ayrılmış “Bir hayvanat bahçesinin umumî olarak ifade ettiği mana” başlıklı metin şöyle başlıyor: “Bir hayvanat bahçesi, hakikî anlamiyla canlı büyük bir kitapdır. Öyle tabiî bir ilim kitabıki, herkesin yaşına, bilgi ve ihata derecesine göre, küçücük bir çocuktan en yaşlı bir âlim, sanatkâr ve fen adamına kadar herkese anlayışı derecesine göre malumat veren mucizeli bir kitap.” Bu metinde hayvanat bahçelerinin varlığının gerekçeleri sayılırken vurgunun bilimsel hedeflerde olduğunu görüyoruz.12 Buralarda yapılabilecek—ve gelecekte Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi’nde yapılacağı umulan—bilimsel çalışmalar örneklendirilerek bu mekân-kurumlar “hakiki birer ilim müessesi”, “memleketin ilim vadisinde, araştırma, inceleme ve keşif sahalarında yeni ufukların müjdecisi” olarak takdim ediliyor. Bununla beraber, yine ilerlemeci bir perspektiften hayvanat bahçelerinin pedagojik fonksiyonları üzerinde duruluyor: Buralarda öğrenecekleri varsayılanların, çocukların “dimağ ve ruhları üzerindeki” iyi etkileri sıralanırken bir yandan doğaya ve etraflarına duyacakları sevginin ve “yardım hislerinin”, diğer yandan da çalışma ve öğrenme hevesleri ile “tetkike meyillerinin” artacağı iddia ediliyor. Hayvanat bahçelerinin gerekliliğine dair yaygın olarak öne sürülen diğer savlara ise en sonda ve kısaca yer ayrılıyor: “[H]ayvanat bahçeleri en neşeli ve eğlenceli mesire yerleri ve şehirlerin en değerli ve en güzel tezyinatlarından ve en yüksek ve önemli varidat kaynaklarından biridir.” Ancak, AOÇ Hayvanat Bahçesi’nin hikâyesi, bu yayındaki temennilerin ve uluslararası arenada, hayvanat bahçelerinin varlığı savunusunun ilerleyen dönemde izleyeceği istikametten farklı bir yönde gelişiyor; özellikle kapanmasından önce en üst düzeye ulaşacak şekilde, burası asıl bir eğlence ve rekreasyon mekânı olarak konumlandırılıyor.

1953 yılı yayınında bilimsel ve eğitsel fonksiyonlara atfın devreden çıkarken mali istatistiklerin ön planda olduğu göze çarpıyor. Buradaki anlatıda, önceden bilim alanında sağlayacağına inanılan faydalardan sıyrılan ve bir açıdan maddi bir külfet olarak resmedilen13 AOÇ Hayvanat Bahçesi’nin temel hedefi “ilgi çekmek” olarak sunuluyor:

“Hayvanat Bahçesi 1950 ve 1951’de getirilen fillerle panterden başka 1952 senesinde yeni bir panterle zenginleşmiştir. 1953 yılında getirilen kaplanlar, devekuşları, flamingolar, maymunlar, zehirli yılanlar, papağanlar, yeşil tavuslar, gazaller ve bir fil yavrusu ile halkın daha büyük alâkasını çekmeğe başlamıştır. […] Hayvanat Bahçesi lokantası ile Marmara ve Karadeniz Havuzlarının gazinoları da halk için rahat birer eğlenme mahalli vasfını kazanmış bulunmaktadırlar.”14

Gorsel 6 2023 07 28 00 11 Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı, <i>Atatürk Orman Çiftliği</i>, İstanbul: İstanbul Matbaası, 1953, s. 53<br /><br />
Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı, Atatürk Orman Çiftliği, İstanbul: İstanbul Matbaası, 1953, s. 53


Gorsel 7 Fkg723 0060 Nevzad Tüzdil (der.), <i>Orman Çifliği Hayvanat Bahçesi</i>, s. 56<br /><br />
Nevzad Tüzdil (der.), Orman Çifliği Hayvanat Bahçesi, s. 56


Bu dönüşümün, 1950’de iktidara gelen Demokrat Parti’nin ekonomi ve sosyal politikalarının öncelikleriyle uyumlu olduğunu söylemek yanlış olmaz.15 Bu, aynı zamanda, mekânların ve kültür kurumlarının giderek daha çok turizm alanında işlevselleştirileceği gelecek on yılların da habercisidir. 1953 tarihli AOÇ yayınında da böyle bir eğilimin izlerini buluyoruz: “Hayvanat bahçesi canlıları kadrosunun genişletilmesi” amacıyla “memlekette ve bahçede bulunmayan birçok hayvan cinsinin ithalinin” sağlanacağı projeksiyonunun hemen ardından “yirminci asır medeni insanının bütün ihtiyaç ve arzularının göz önüne alınarak” hazırlatılan planlarıyla, öncelikle “Türkiye’yi görmek ve Türkleri anlamak arzusunu taşıyan” yabancı turistleri hedefleyerek AOÇ’de kurulacak olan “Turistik Marmara Oteli” projesine yer verilir.16

AOÇ Hayvanat Bahçesi’nin turizme sağlayacağı iddia edilen katkı, kapanışına kadar—hatta ironik şekilde, kapanmasının ardından dahi—buranın temel hedefi olarak dillendirilmeye devam ediyor. Pek çok alanda rağbet gören “X’in en büyüğü” söylemi, hiç değilse 90’ların sonundan itibaren, burası için de durmaksızın tekrar edilen bir vaat olarak dolaşımda tutuluyor; hayvanat bahçesi her anıldığında büyütme ve genişletme çalışmaları gündeme getiriliyor. Örneğin, dönemin Hayvanat Bahçesi Müdürü Nadir Şahin, 1997 Haziran’ında yayımlanan bir röportajında, son beş yılda hayvanat bahçesinin iki misli büyütüldüğünü, hayvanların barınaklarının genişletildiğini ve ileride yeni hayvanların getirilmesinin düşünüldüğünü, zebra ve gergedanların ilgi çeken hayvanlar arasında olduğunu vurgulayarak ifade ediyor ve “[ö]nümüzdeki on yıl içinde güzel bir hayvanat bahçesine sahip olacağız” diyor.17 Bu röportajın sekiz sene ardından kaleme aldığı bir yazıda, hâlâ görevini sürdürmekte olan Şahin’in gündeminde yine gerçekleştirilen ve devam edecek büyütme çalışmaları ile hayvan çeşitliliğinde planlanan artış var ve yine, röportajında olduğu gibi, AOÇ Hayvanat Bahçesi’nin Türkiye’nin en büyüğü olduğunun altını çiziyor.18 Yine 2005 yılında, burada, “Türkiye’de ilk olduğu gibi benzerleri içerisinde de Avrupa’daki en büyük tünel akvaryum” olacağı iddiasıyla takdim edilen Tünel Akvaryum’un yapımına başlandığını öğreniyoruz.19 Aynı yıl, yaz sezonunda açılmasının planlandığı ifade edilmesine ve “Atatürk’ün ölümünden sonra AOÇ’de yıllardır süre gelen hamasi nutukların yerine” asıl böyle bir projenin “gerçek Atatürkçülüğün sözle değil, icraatle olacağının en güzel kanıtı” olduğuna vurgu yapılmasına rağmen Tünel Akvaryum projesi tamamlanamıyor ve dönem dönem tamamlanacağına dair açıklamalar yapılsa da erişebildiğim kaynaklara göre asla açılmıyor.20

24 Mart 1950 tarihli 5659 sayılı AOÇ Müdürlüğü Kuruluş Kanunu’nda yapılan 21 Haziran 2006 tarihli değişiklikle AOÇ Hayvanat Bahçesi’nin intifa hakkının on yıla kadar Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne (ABB) devredilebilmesinin, aynı zamanda alanın kullanım hakkının ABB tarafından üçüncü şahıslara tahsis edilebilmesinin önü açılıyor. 25 Mayıs 2011’de AOÇ Müdürlüğü ile ABB arasında imzalanan protokol uyarınca, 19 Ekim 2011’de hayvanat bahçesinin ABB’ye devri gerçekleştiriliyor. Devir süreciyle birlikte bir “tema park” projesinin bahsi geçmeye başlıyor. Devirden sonra, önceden sadece sözde dahi olsa vurgulanmaya devam eden pedagojik fonksiyon iddiası da ortadan kalkıyor ve kentsel pazarlama stratejileri, AOÇ Hayvanat Bahçesi’ne dair projeleri, uygulama ve resmî söylemleri şekillendiren temel faktöre dönüşüyor. Diğer yandan, Avrupa’yla kıyaslayarak konumlandırmanın yerini bir Orta Doğu projesi olma ülküsü alıyor. Bu açılardan, AOÇ Hayvanat Bahçesi’nin hikâyesinin yine dönemin siyasi konjonktürü, iktidarın politikaları ve söylemleriyle paralel ilerlediğine tanıklık ediyoruz. Dönemin AOÇ Hayvanat Bahçesi Müdürü ve ileride TÜBİTAK’a bağlı ULAKBİM’e üst düzey yönetici olarak atanmasının ardından tartışmalara konu olacak olan Mustafa Sancar, devir üzerinden henüz bir sene geçmemişken, “en kısa zamanda hayvanat bahçesinde yeni hayvanlar görmek istediklerini” belirterek şöyle bir demeç veriyor:

“Büyükşehir Belediyesi’nin başkanlığında, çok zengin, çeşitli türlerin olacağı modern, insanların hayvanları rahatça görebileceği bir proje başlatıldı. Proje tamamlandığında hayvanat bahçesinde […] safari alanları, hayvan hastanesi, tünel akvaryum ve hayvanların türeyebilecekleri yerler olacak. Şu anda hayvanat bahçesinde kutup ayısı ve penguen gibi soğuk iklim hayvanları bulunmuyor. Orta Doğu projesiyle penguen ve kutup ayısı gibi soğuk ikim hayvanlarının yaşayabileceği özel bir sistemi AOÇ’de gerçekleştirmek istiyoruz. Proje bitince AOÇ, Orta Doğu’nun en büyük hayvanat bahçesi olacak.”21

Bu açıklamanın hemen ardından, 9 Eylül 2012’de 2012/3547 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile AOÇ Hayvanat Bahçesi kentsel yenileme alanı ilan edilerek dönüşüme açılıyor.22 Yenileme alanının görüşüldüğü olağanüstü ABB Meclisi toplantısında, dönemin Adalet ve Kalkınma Partili (AKP) ABB Başkanı Melih Gökçek şu açıklamada bulunuyor: “Hayvanat Bahçesi’ne Ankaralı gelecek, tüm Türkiye’den gelecekler, hatta yurt dışından bir yığın turist gelecek. Hayvanat bahçesi ve tema parkını Ankara turizminin en büyük tetikleyicisi olarak görüyorum. Bitince ne olduğunu birlikte göreceğiz. Tüm dünyada bu tip çalışmalar çok fazla aktivite çekiyor.”23 İlerleyen aylarda “Ankapark” ismi verilecek ve hemen yanında yeni bir hayvanat bahçesinin de inşa edileceği tema park projesinin yapımına Haziran 2013’te, ilan edilen yenileme alanının bir bölümünde başlanıyor.24 Haziran 2013’te, “bazı hayvan türlerinde talep yetersizliği, doğum nedeniyle sayı olarak sürekli çoğalmaları ve yeni hayvanat bahçesinde planlanan tür koleksiyonundan dolayı barınaklarda yer sıkıntısı yaşanması” gerekçeleriyle, AOÇ Hayvanat Bahçesi’ndeki hayvanlar, bir fiyat listesi yayımlanarak satışa çıkarılıyor.25 ABB tarafından alınan bu kararla ilgili, o dönemde 2014’te tamamlanması beklendiği ifade edilen yeni hayvanat bahçesinde “214 saf hayvan ırkının olması” hedefi ve bu hedef doğrultusunda diğer hayvanat bahçeleriyle takas yoluna da gidileceği dile getiriliyor.26 Satış listesinin yayımlanmasından kısa bir süre sonra, 26 Ağustos 2013’te ise AOÇ Hayvanat Bahçesi, kamuoyu şeffaf bir şekilde bilgilendirilmeksizin kapatılıyor.

Gorsel 8 Fkg723 0028 Nevzad Tüzdil (der.), <i>Orman Çifliği Hayvanat Bahçesi</i>, s. 24<br /><br />
Nevzad Tüzdil (der.), Orman Çifliği Hayvanat Bahçesi, s. 24


İnşaatına başlanmasına rağmen açılış tarihi sürekli ertelenen yeni hayvanat bahçesine dair gerçek durumun ne olduğu sorusu da, tıpkı AOÇ Hayvanat Bahçesi kapatıldığında burada yaşayan hayvanların akıbetine dair sorular gibi cevapsız kalıyor. Takip eden yıllarda, Ankapark Hayvanat Bahçesi olarak anılan bu yeni tesis zaman zaman medyada yer buluyor. Örneğin, 2016’da buranın hâlâ “tüm kıtaların temsil edileceği çok fazla hayvan çeşidiyle Türkiye’nin en kapsamlısı” olacağı ve bünyesinde “Türkiye’ye, hatta Orta Doğu’ya hizmet etmeyi amaçlayan en büyük hayvan hastanesinin” bulunacağı vaatleri haberleştiriliyor.27 Bu belirsizlik, görünen o ki uzamaya devam edecekken 2019 yerel seçimlerinde ABB’nin el değiştirmesi ve Melih Gökçek’in yirmi yıllık belediye başkanlığının sona ermesiyle hikâyenin seyri kısmen değişiyor: Açılan dava sonucunda Temmuz 2022’de, 2020’den beri kapalı olan Ankapark’ın CHP’den Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Mansur Yavaş yönetimindeki ABB’ye devri gerçekleşiyor. Devir gerçekleştirilirken atıl durumdaki parka dair yolsuzluk ve talan haberleri yeniden gündeme geliyor ve konu siyasilerin tartışmalarına da taşınıyor. Ankapark’ın geleceğine ilişkin belediyece internet üzerinden yapılan ankette, burada yeniden bir hayvanat bahçesi kurulması önerisi, 74 bini aşkın toplam önerinin 14.549’unu oluşturuyor ve buranın yeşil alan olarak değerlendirilmesi önerisinin ardından, ankete katılanlar tarafından ikinci en çok tercih edilen kullanım biçimi oluyor.28 Devri takiben, ABB tarafından alanda tespit ve temizleme çalışmaları başlatılıyor. Ancak kapatılan hayvanat bahçesindeki hayvanların durumu, bu süreçteki tartışma ve bilgilendirmelerde de kayda değer bir yer bulmuyor.

AKP’nin AOÇ’deki geniş kapsamlı fiziki ve yasal müdahaleleri, rantla ilişkisinin yanı sıra sıklıkla seküler ve Kemalist cumhuriyetin yıkımının fiilî ve sembolik bir tezahürü olarak değerlendirilirken özellikle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve Ankapark üzerine yoğunlaşan, temelde hukuksuzluk, mülkiyet hakkının ihlali, yeşil alanların yok edilmesi ve yolsuzluk iddiaları etrafında şekillenen bir mücadele alanı hâline gelmiş vaziyette. Ne var ki o dönemde AOÇ Hayvanat Bahçesi’nde yaşayan hayvanların, bu kargaşa ve belirsizlik ortamında bırakılan ve hayatları uygulamalardan doğrudan etkilenen, alınan kararlarla yüksek ihtimalle yaşam hakları da dâhil olmak üzere tüm hakları ihlal edilen başlıca taraf olmalarına rağmen, yürütülen mücadele içerisinde neredeyse hiç temsiliyeti olmadığını söylemek lazım.

AOÇ Hayvanat Bahçesi’nin, ABB’nin yalnızca web sitesinden yayımladığı bir haberle “bakım, onarım ve yenileme çalışmaları” için “geçici bir süreliğine” olduğunu duyurduğu gizli kapaklı kapatılışı medyada pek ses getirmiyor. Kasım 2013 tarihli bir haberde, “ABB’nin başlattığı TEMA Park ve Hayvanat Bahçesi Projesi kapsamında geçici olarak kapatılan” bahçedeki hayvanların geri alınmak üzere Kayseri, Gaziantep ve İzmir’deki Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı hayvanat bahçelerine, yine ABB’ye ait Sincan Evcil Hayvanlar Parkı’na ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı Bursa-Karacabey Yaban Hayvanları Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi’ne gönderildiği bilgisi paylaşılıyor.29 CHP Ankara Milletvekili Levent Gök’ün konuya ilişkin zaman zaman verdiği soru önergelerinden yalnızca biri cevaplanıyor; verilen yanıt da haberde paylaşılandan daha tatmin edici bir bilgi içermiyor.30


Burada yaşananın ne anlama geldiğini açıkça ifade etmek gerekiyor: Yıllarca bir başkentin göbeğinde tutsak edilen, üstüne üstlük kötü koşullarda yaşamlarını sürdürmek zorunda bırakılan bu hayvanlar yalnızca yerel ve merkezî erk sahipleri tarafından değil, kendileriyle aynı kentte yaşayan ve hiç değilse çocukluğunda bu hayvanat bahçesine yolu düşmüş herkes tarafından unutulmuş durumda. Başta, AOÇ Hayvanat Bahçesi’nin kapatılma sürecinde bir kez daha yerinden edilerek başka zor koşullara sürüklenen veya hayatlarını kaybedenler olmak üzere, açılışından itibaren burada ve diğer hayvanat bahçeleri ile benzer başka mekânlarda hapis edilmiş tüm hayvanlara karşı kolektif bir sorumluluğumuz olduğu kanaatindeyim. Bu açıdan, son dönemde Türkiye’deki hayvanat bahçeleri ve “doğal yaşam parkları” gibi mekânların kapatılması için mücadeleyi örgütleyen Hayvan Hapishaneleri Kapatılsın Platformu gibi oluşumların çabaları çok önemli. Tom Regan’ın dediği gibi, tüm kapatılma uygulamalarının “daha ‘insani’ hâle getirilmesi değil, durdurulması”; “kafesleri genişletmemiz değil, boşaltmamız” gerekiyor.31 Hayvanat bahçelerinde, yunus parklarında, akvaryumlarda ve bunlar gibi mekânlarda teşhir amacıyla hapsedilmiş hayvanların demirbaşlardan, sayılardan, maliyetlerden ve dönemden döneme değişen suni amaçlar için birer araçtan ibaret olmadığını göstermek; onları, başka bir açıdan ve aslında olduğu gibi, hayat hikâyeleri olan birer birey olarak anlatabilmek bu mücadele için önemli bir zemin sağlayabilir. Başta bu sebeple olmak üzere, söz konusu mekânlara ve buralarda yaşamış hayvanlara dair yapılacak araştırmaların artması, derinleştirilmesi ve daha çok kişiye ulaşmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak ne yazık ki Türkiye’de bu alanda yapılmış çalışma pek yok. Gelecekte bu durumun değişmesini umut ediyor, ileride ben de bu araştırmaya geri dönerek kapsamını genişletmeyi ve çeşitli formatlarda yaygınlaştırmayı sürdürmeyi planlıyorum.

- - -


Derya Acuner (Ankara, 1988), Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü’nde lisansını, İstanbul Bilgi Üniversitesi Kültür Yönetimi Programı’nda yüksek lisansını tamamladı. Hâlen Scuola IMT Alti Studi Lucca’da Kültürel Miras Analizi ve Yönetimi Programı’nda doktora öğrencisi. Doktora araştırması, güncel sanat ve aktivizm alanlarında materyal olarak kumaş kullanımının hafızayla nasıl ilişkilendirildiğine odaklanıyor. 10 yılı aşkın süredir İstanbul’daki çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görev alan Acuner, şu anda Università di Pisa’da Uluslararası Beşeri Bilimler Programı kapsamındaki estetik dersinin asistanlığını yürütüyor.
  • 1.
    2017'de Salt Araştırma Fonları tarafından desteklenen araştırmanın bir kısmını Sevinç Coşkun ile birlikte yürüttük ve proje sunumunu beraber gerçekleştirdik.
  • 2.
    Ankara'daki hayvanat bahçesi özelinde ve söz konusu dönemde, kapatıldığı sırada buranın yönetimini elinde tutan Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin durumunun, merkezî iktidarın artan baskılarının, özellikle de Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın ülkede gittikçe derinleşmekte olan ideolojik çatışmaların en tartışmalı sembollerinden biri hâline gelmiş olması gibi faktörlerin önemli bir etkisinin olduğunu ifade etmek gerek. Bu açıdan hem Ankara hem de İstanbul için, 2019 yerel seçimleri ardından yeniden böyle bir girişimde bulunmak farklı bir sonuç verebilirdi; ancak o dönemde Türkiye'den ayrılmış ve bu araştırmaya ara vermiş olduğum için arşivlerin peşine tekrar düşemedim. 2024 yerel seçimlerinin sonuçlarına da bağlı olarak, ileride bunu tekrar denemek gerektiğine inanıyorum. Diğer taraftan, o dönemde yine Cumhuriyet Halk Partisi'nde olan İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden de arşivlere erişememiş olmamız umut kırıcı.
  • 3.
    Araştırma kapsamında topladığımız materyallerden yararlanarak yazdığım ve AOÇ Hayvanat Bahçesi'nde yaşamış bazı hayvanların hikâyelerine dair bulabildiklerimizin bir kısmının da yer aldığı bir metin için bkz. Derya Acuner, "Kafesin İki Tarafı: Atatürk Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi'nin Hafızası", Şehir ve Hayvan içinde, Ayten Alkan (der.), İstanbul: Patika Kitap, ss. 147-197. Söz konusu yazının ilk bölümü ise (a.g.e., ss. 149-164) genel anlamda hayvanat bahçelerinin kentler ve ilerlemeci anlatının da dâhil olduğu, modern bireyi/yurttaşı kuran mekanizmalarla ilişkisini ele alıyor.
  • 4.
    Ankara'daki hayvanat bahçesinin lokasyon seçimi, açıldığı dönem ve başlangıçtaki resmî söylemin, erken Cumhuriyet döneminin modernleşme hamleleri ile ilişkisine dair bkz. a.g.e., ss. 165-171.
  • 5.
    Muhlis Erkmen, Giriş yazısı, Orman Çifliği Hayvanat Bahçesi içinde, Nevzad Tüzdil (der.), Ankara: Ankara Basımevi, 1940, s. 3. Nadir Şahin, "Hayvanat Bahçesinin Kuruluşu ve Gelişimi", Ata'nın Emaneti Çiftlik 80. Yıl Özel Sayısı, 5 Mayıs 2005, s. 22.
  • 6.
    Erkmen, a.g.e., s. 3. Nejdet (daha geç tarihli kaynaklarda Necdet) Pençe, AOÇ Hayvanat Bahçesi'nin planını çizen, yapım aşamasında bizzat çalışan ve kuruluşundan 1951'e kadar müdürlüğünü yürüten isim.
  • 7.
    Semra Tüzüner, "Ankara Hayvanat Bahçesi Yeni Hayvan Çeşitleriyle Genişliyor" (Nadir Şahin ile röportaj), Tarım ve Köy, Sayı: 115, Mayıs-Haziran 1997, s. 31. Şahin, a.g.e., s. 22.
  • 8.
    Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı, Atatürk Orman Çiftliği, İstanbul: İstanbul Matbaası, 1953, s. 38.
  • 9.
    Tanıl Bora, Cereyanlar: Türkiye'de Siyasî İdeolojiler, İstanbul: İletişim Yayınları, 2017, s. 121.
  • 10.
    Örneğin 1940'ta, minnettarlık duygusu doğrudan devlete ve o günün nesline yönlendirilir: "Devlet ve millete saltanat devrinden yalnız ıstırap ve mihnet miras kaldı. Fakat büyük ve asil milletin bu günkü nesli, gelecek nesillere, böyle sayısız müesseseler arasında, bu çok kıymetli ve önemli kurumu da hediye etmiş bulunuyor. Memleketimizin nurlu, ışıklı ve kültürlü alemini süsleyen bu müesseseyi yurdun manevi göksüne değerli bir madalya halinde takan devlete bizler ve gelecekler ebediyen minnettardır." Nevzad Tüzdil, "Bir hayvanat bahçesinin umumî olarak ifade ettiği mana", Orman Çifliği Hayvanat Bahçesi içinde, s. 7.
  • 11.
    Bora, a.g.e., s. 123.
  • 12.
    Tüzdil, a.g.e., ss. 5-7.
  • 13.
    Sayıştay tarafından hazırlanan rapor, hayvanat bahçesinin 2000'lerde de zarar etmeye devam ettiğini ortaya koyuyor. T.C. Sayıştay Başkanlığı, Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü (AOÇ) 2011 Yılı Raporu, ss. 83, 101-102.
  • 14.
    Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı, a.g.e., ss. 53-54.
  • 15.
    Bora, a.g.e., ss. 538-539.
  • 16.
    Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı, a.g.e., s. 62.
  • 17.
    Tüzüner, a.g.e., s. 31.
  • 18.
    Şahin, a.g.e., ss. 22-23.
  • 19.
    Can Ersoy, "Tünel Akvaryum", Ata'nın Emaneti Çiftlik 80. Yıl Özel Sayısı, 5 Mayıs 2005, s. 25.
  • 20.
    "AOÇ Hayvanat Bahçesinin Büyükşehir Belediyesine Devri", Haberler.com, 31 Ağustos 2011 (Erişim: 5 Temmuz 2023). Fazilet Özer, "Atatürk Orman Çiftliği için revizyon hesapları", haber7.com, 31 Mayıs 2009 (Erişim: 5 Temmuz 2023). Alican Uludağ, "Hayvanat bahçesi kokuyor", Cumhuriyet, 19 Eylül 2008.
  • 21.
    "Başkente Penguen ve Kutup Ayıları Geliyor", Radikal, 20 Ağustos 2012 (Erişim: 28 Nisan 2019).
  • 22.
    24 Haziran 2013'te alınan bir başka Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen alan genişletiliyor. Yürütülen hukuki mücadele sonunda Danıştay 6. Dairesi tarafından söz konusu Bakanlar Kurulu Kararları'yla ilgili yürütmeyi durdurma kararı veriliyor. TMMOB Şehir Plancılar Odası Ankara Şubesi, "Atatürk Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi Yenileme Alanı & Ankapark Projesi Hakkında Bilgilendirme", spo.org.tr, 2 Eylül 2014 (Erişim: 4 Temmuz 2023).
  • 23.
    Bahar Bayhan, "Gökçek: AOÇ Muhteşem Bir Park Olacak", Arkitera, 2 Kasım 2012 (Erişim: 4 Temmuz 2023).
  • 24.
    "Kimsenin nasıl kurtulacağını bilmediği 'dev batık park'", Aykırı Akademi, 27 Kasım 2017 (Erişim: 5 Temmuz 2023).
  • 25.
    Oğuz Demir, "Büyükşehir'den satılık hayvan", Hürriyet, 12 Temmuz 2013 (Erişim: 5 Temmuz 2023).
  • 26.
    "Satılık kaplan, puma var!", Habertürk, 30 Haziran 2013 (Erişim: 5 Temmuz 2023).
  • 27.
    Ceren Yörük, "Ankara Hayvanat Bahçesi açılış tarihi belli oldu mu?", emlakkulisi.com, 27 Mayıs 2016 (Erişim: 5 Temmuz 2023).
  • 28.
    https://forms.ankara.bel.tr/ankapark (Erişim: 4 Temmuz 2023).
  • 29.
    "Zürafa 'Şakir' ile 'Merve' Ankara'dan taşındı", Hürriyet, 28 Kasım 2013 (Erişim: 5 Temmuz 2023).
  • 30.
    Temmuz 2016'da 7/7082 ve 7/7192 esas numaralı, Eylül 2018'de 7/2700 esas numaralı soru önergeleri.
  • 31.
    Tom Regan, Kafesler Boşalsın: Hayvan Haklarıyla Yüzleşmek, çev. Serpil Çağlayan, İstanbul: İletişim Yayınları, 2007, s. 94.
PAYLAŞ