Söyleşi:
Toprakaltından Topraküstüne: Türkiye ve Nükleer Felaketler
Can Candan, Ali Gökmen, İnci Gökmen, Onur Gökmen, Gülce Özkara
Salt Galata
3 Nisan 2026 18.30
İnci Gökmen, University of Maryland’deki laboratuvarında, takribî 1970’ler sonu
Onur Gökmen’in izniyle
Onur Gökmen’in izniyle
Atölye IV
“Çernobil’den gelen radyasyon çok uzun yıllar yok olmayacak. Belki zamanla toprağın diplerine doğru gidecek ama yok olmayacak. Kazadan sonra, 1993’te bir öğrencimle birlikte Karadeniz’de yaptığımız ölçümlerde kirliliğin toğrağın yaklaşık 10 cm aşağısına indiğini ölçmüştük. Şu an gitsem, orada yine Çernobil’in izlerini bulurum.” —Prof. Dr. İnci Gökmen*
Salt Galata’daki Toprakaltı sergisi kapsamında düzenlenen söyleşi, Türkiye’de nükleerin tarihine dair bir izlek sunarken, radyasyonun kuşaklar ve coğrafyalar arası etkilerini tartışmaya açıyor.
Çernobil felaketinin 40., Fukuşima’nın 15. yıldönümüne tekabül eden bu buluşmada, nükleer enerji, silahlanma ve buna bağlı çevresel tahribatın halk sağlığını, politikaları ve kolektif hafızayı nasıl şekillendirdiği ele alınacak. Sergiyi programlayan Gülce Özkara’nın moderatörlüğündeki etkinlikte, yönetmen ve akademisyen Can Candan, kimyager İnci ve Ali Gökmen ile sanatçı Onur Gökmen bir araya gelecek.
İnci Gökmen ve Ali Gökmen, 1986 Çernobil felaketinin ardından Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde yürüttükleri araştırmadan yola çıkarak radyoaktif kirliliğin süreğen etkilerini değerlendirecek. Can Candan, Türkiye’de nükleerin tarihini ve absürd hikâyelerini araştıran Nükleer Alaturka adlı belgesel projesinden hareketle, mevcut krizlere ve geçmişte yaşanan felaketlerden neler öğrenebileceğimize değinecek. Onur Gökmen ise tüm bunların kişisel ve kolektif bellekteki yerinden ve sanat pratiğindeki yansımalarından bahsedecek.
Program herkesin katılımına açık ve ücretsizdir.
*Filiz Yavuz, Beni “Akkuyu”larda Merdivensiz Bıraktın: Türkiye’nin Nükleerle İmtihanı, İstanbul: Can Yayınları, 2015, s. 47.
Can Candan, belgesel sinemacı ve akademisyen. Film ve medya sanatları alanında lisans ve sanatta yeterlik eğitimini ABD’de tamamladı. İstanbul Bilgi Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yaptı. Ödüllü uzun metraj belgesel filmleri Duvarlar-Mauern-Walls (2000), 3 Saat: Bir ÖSS Belgeseli (2008), Benim Çocuğum (2013), yurt içi ve yurt dışında gösterilmeye devam etmekte. Suncem Koçer ile birlikte derlediği Kurdish Documentary Cinema in Turkey: The Politics and Aesthetics of Identity and Resistance, 2016’da Cambridge Scholars Publishing tarafından yayımlandı. Bir süredir Sonay Ban ile birlikte Türkiye’de Belgesel Sinema kitabı ve dördüncü uzun metraj belgesel filmi Nükleer Alaturka üzerine çalışan Candan, Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) 2021 Onur Ödülü sahibidir.
Ali Gökmen, ODTÜ Kimya Bölümü’ndeki lisans ve yüksek lisans eğitiminin ardından Maryland Üniversitesi Kimya Bölümü’nde nükleer reaksiyon mekanizmaları üzerine yaptığı çalışma ile doktora derecesini aldı. 1983 yılında Türkiye’ye dönerek ODTÜ Kimya Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı; aynı bölümden 2019 yılında profesör olarak emekli oldu. Radyoaktivitenin ölçülmesi ve sağlığa etkileri, radon gazının evlerde birikimi, Çernobil kazası sonrası çayda radyasyon, radyoaktif polonyum izotopları ile Marmara Denizi’nde çökelme hızı ölçümü, kimyada ölçüm tekniklerinin geliştirilmesi üzerinde çalıştı. Güneşköy Kooperatifi’nin kurucu ortaklarından olan Gökmen, kırsalda sürdürülebilir yaşam projelerinde yer aldı; doğal tarım, yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi, yapıların doğal malzemelerle tasarlanması ve alternatif ekonomi modelleri üzerine çalışmalar yürüttü. Bu deneyimlerini hem yerel hem de Avrupa Ekoköyler Ağı (GEN-Europe) üzerinden uluslararası düzeyde eğitimler aracılığıyla yaygınlaştırmak için çalışmaya devam etmektedir.
İnci Gökmen, ODTÜ Kimya Bölümü’nden lisans ve yüksek lisans derecelerini aldıktan sonra Maryland Üniversitesi’nde doktora çalışmalarını tamamlayarak ODTÜ’ye döndü. Çernobil kazası sonrasında Türkiye’de yetişen çayda radyoaktivite ölçümleri ve olası sağlık etkileri üzerine yürütülen araştırmada yer aldı. 2018 yılında ODTÜ’den profesör olarak emekli oldu. İlgi alanları arasında analitik kimya, sağlık ve çevre sorunlarıyla ilgili uygulamalar ve Çernobil kazasının Türkiye’deki etkilerinin araştırılması yer alır. Çernobil raporunu birlikte yazdıkları Olcay Birgül’ün vefatından sonra kurdukları Olcay Birgül Vakfı’nın yönetim kurulu başkanlığını yapmaktadır.
Onur Gökmen, heykel, resim, fotoğraf, video ve enstalasyonlarında gerçekliği geçmiş ve geleceğin iç içe geçmesiyle şekillenen bir olgu olarak ele alır. Kolektif tarihler, geçmiş olaylar ve mitler aracılığıyla benliğin arkeolojisini haritalandıran üretimlerinde, tarihsel hiyerarşi anlayışımızı besleyen temelleri irdeler. Çalışmaları, bugüne dek Sharjah Bienali, Salt (İstanbul), Museum für Moderne Kunst (Frankfurt), Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofía (Madrid), KuLe (Berlin), James Fuentes (New York), Asia Culture Center (Gwangju) ve Delfina Foundation (Londra) gibi çeşitli kurumlarda gösterilmiştir.
“Çernobil’den gelen radyasyon çok uzun yıllar yok olmayacak. Belki zamanla toprağın diplerine doğru gidecek ama yok olmayacak. Kazadan sonra, 1993’te bir öğrencimle birlikte Karadeniz’de yaptığımız ölçümlerde kirliliğin toğrağın yaklaşık 10 cm aşağısına indiğini ölçmüştük. Şu an gitsem, orada yine Çernobil’in izlerini bulurum.” —Prof. Dr. İnci Gökmen*
Salt Galata’daki Toprakaltı sergisi kapsamında düzenlenen söyleşi, Türkiye’de nükleerin tarihine dair bir izlek sunarken, radyasyonun kuşaklar ve coğrafyalar arası etkilerini tartışmaya açıyor.
Çernobil felaketinin 40., Fukuşima’nın 15. yıldönümüne tekabül eden bu buluşmada, nükleer enerji, silahlanma ve buna bağlı çevresel tahribatın halk sağlığını, politikaları ve kolektif hafızayı nasıl şekillendirdiği ele alınacak. Sergiyi programlayan Gülce Özkara’nın moderatörlüğündeki etkinlikte, yönetmen ve akademisyen Can Candan, kimyager İnci ve Ali Gökmen ile sanatçı Onur Gökmen bir araya gelecek.
İnci Gökmen ve Ali Gökmen, 1986 Çernobil felaketinin ardından Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde yürüttükleri araştırmadan yola çıkarak radyoaktif kirliliğin süreğen etkilerini değerlendirecek. Can Candan, Türkiye’de nükleerin tarihini ve absürd hikâyelerini araştıran Nükleer Alaturka adlı belgesel projesinden hareketle, mevcut krizlere ve geçmişte yaşanan felaketlerden neler öğrenebileceğimize değinecek. Onur Gökmen ise tüm bunların kişisel ve kolektif bellekteki yerinden ve sanat pratiğindeki yansımalarından bahsedecek.
Program herkesin katılımına açık ve ücretsizdir.
*Filiz Yavuz, Beni “Akkuyu”larda Merdivensiz Bıraktın: Türkiye’nin Nükleerle İmtihanı, İstanbul: Can Yayınları, 2015, s. 47.
Can Candan, belgesel sinemacı ve akademisyen. Film ve medya sanatları alanında lisans ve sanatta yeterlik eğitimini ABD’de tamamladı. İstanbul Bilgi Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yaptı. Ödüllü uzun metraj belgesel filmleri Duvarlar-Mauern-Walls (2000), 3 Saat: Bir ÖSS Belgeseli (2008), Benim Çocuğum (2013), yurt içi ve yurt dışında gösterilmeye devam etmekte. Suncem Koçer ile birlikte derlediği Kurdish Documentary Cinema in Turkey: The Politics and Aesthetics of Identity and Resistance, 2016’da Cambridge Scholars Publishing tarafından yayımlandı. Bir süredir Sonay Ban ile birlikte Türkiye’de Belgesel Sinema kitabı ve dördüncü uzun metraj belgesel filmi Nükleer Alaturka üzerine çalışan Candan, Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) 2021 Onur Ödülü sahibidir.
Ali Gökmen, ODTÜ Kimya Bölümü’ndeki lisans ve yüksek lisans eğitiminin ardından Maryland Üniversitesi Kimya Bölümü’nde nükleer reaksiyon mekanizmaları üzerine yaptığı çalışma ile doktora derecesini aldı. 1983 yılında Türkiye’ye dönerek ODTÜ Kimya Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı; aynı bölümden 2019 yılında profesör olarak emekli oldu. Radyoaktivitenin ölçülmesi ve sağlığa etkileri, radon gazının evlerde birikimi, Çernobil kazası sonrası çayda radyasyon, radyoaktif polonyum izotopları ile Marmara Denizi’nde çökelme hızı ölçümü, kimyada ölçüm tekniklerinin geliştirilmesi üzerinde çalıştı. Güneşköy Kooperatifi’nin kurucu ortaklarından olan Gökmen, kırsalda sürdürülebilir yaşam projelerinde yer aldı; doğal tarım, yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi, yapıların doğal malzemelerle tasarlanması ve alternatif ekonomi modelleri üzerine çalışmalar yürüttü. Bu deneyimlerini hem yerel hem de Avrupa Ekoköyler Ağı (GEN-Europe) üzerinden uluslararası düzeyde eğitimler aracılığıyla yaygınlaştırmak için çalışmaya devam etmektedir.
İnci Gökmen, ODTÜ Kimya Bölümü’nden lisans ve yüksek lisans derecelerini aldıktan sonra Maryland Üniversitesi’nde doktora çalışmalarını tamamlayarak ODTÜ’ye döndü. Çernobil kazası sonrasında Türkiye’de yetişen çayda radyoaktivite ölçümleri ve olası sağlık etkileri üzerine yürütülen araştırmada yer aldı. 2018 yılında ODTÜ’den profesör olarak emekli oldu. İlgi alanları arasında analitik kimya, sağlık ve çevre sorunlarıyla ilgili uygulamalar ve Çernobil kazasının Türkiye’deki etkilerinin araştırılması yer alır. Çernobil raporunu birlikte yazdıkları Olcay Birgül’ün vefatından sonra kurdukları Olcay Birgül Vakfı’nın yönetim kurulu başkanlığını yapmaktadır.
Onur Gökmen, heykel, resim, fotoğraf, video ve enstalasyonlarında gerçekliği geçmiş ve geleceğin iç içe geçmesiyle şekillenen bir olgu olarak ele alır. Kolektif tarihler, geçmiş olaylar ve mitler aracılığıyla benliğin arkeolojisini haritalandıran üretimlerinde, tarihsel hiyerarşi anlayışımızı besleyen temelleri irdeler. Çalışmaları, bugüne dek Sharjah Bienali, Salt (İstanbul), Museum für Moderne Kunst (Frankfurt), Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofía (Madrid), KuLe (Berlin), James Fuentes (New York), Asia Culture Center (Gwangju) ve Delfina Foundation (Londra) gibi çeşitli kurumlarda gösterilmiştir.