ARŞİVDEN ÇIKTI: BİR ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ BÜROKRATI OLARAK ZİYA KOCAİNAN VE OLAĞAN TEKNOKRATİK DİLİ

Tayfun Gürkaş

15 ARALIK 2017

Portre 2 1 Öğrencilik yıllarında Ziya Kocainan
SALT Araştırma, Said Bey Arşivi
Öğrencilik yıllarında Ziya Kocainan
SALT Araştırma, Said Bey Arşivi
Fotoğraf, mektup, teknik rapor, kartvizit, noter kayıtları ve gazete kupürleri ile Almanca ve Osmanlıca yazışmalar... Orta sınıfa mensup bir Osmanlı bürokratı olan Said Bey'in (Tez) arşivinden çıkanlar, çeşitli dönem ve kişiler üzerine araştırma yapmanın yanı sıra, bir ailenin üç kuşaklık sosyal topoğrafyasının izini sürmeyi mümkün kılıyor. Aynı zamanda adına arşiv denilen o korkutucu dev üzerine yeniden düşünmek için de bir imkân sağlıyor.

Arşivdeki belgelerden öğrendiğimiz kadarıyla, Said Bey'in damadı Ali Ziya Kocainan 1881 doğumlu. Ziya Bey, 1906'da Hendese-i Mülkiye'den birincilikle mezun olmasının ardından defterhane ve Devlet Demir Yolları gibi kurumlarda mühendislik yaptı; İstanbul Evkaf İdaresi Baş Mimarı ve İstanbul Belediyesi İmar Müdürü olarak çalıştı. Celal Esad Arseven'in başkanı olduğu Kadıköy Halkevi'nin Mimarlık Şubesini yönetti. Bugünkü İstanbul Teknik Üniversitesi'nin geçirdiği dönüşümlerin canlı tanığı oldu. Mezun olduğu okulunda, 1906'dan emekliye ayrıldığı 1945'e kadar inşaat bilgisi, tasarı geometri ve mimarlık tarihi dersleri verdi. Mimar Kemaleddin'in hem öğrencisi hem iş arkadaşı olan Kocainan, Clemens Holzmeister tarafından tasarlanan ve yapımı 1934'te tamamlanan Nafia Vekaleti binasının müteahhitliğini üstlendi.1

1 25 Ziya Kocainan’ın kısa biyografisi<br />
SALT Araştırma, Said Bey Arşivi
Ziya Kocainan’ın kısa biyografisi
SALT Araştırma, Said Bey Arşivi

Kocainan'ı, bütün bu hareketli yaşam hikâyesinin yanı sıra, 1939 tarihli Mimar Sinan ve XX. Asır Mimarisi (Kısa Bir Tetkik)2 adlı kitabından tanıyoruz. Türkiye mimarlık tarihinde örneklerine sıkça rastladığımız türde bir asr-ı saadet karşılaştırması içeren kitap, dönemin mimarlığına dair yaklaşım önerileri de getiriyor. Ancak, bu incelemeyi kültürel milliyetçi bir dil üzerinden yapmak yerine teknik ve bürokratik rasyonalite bakış açısıyla kurarak benzerlerinden ayrılıyor. Bir erken Cumhuriyet dönemi teknokratının diliyle yazılmış bu yayının bir başka örneğiyse Kocainan'ın, bahsi geçen belgeden anlaşıldığı kadarıyla, o dönemde üyesi olduğu İller Bankası İdari Meclisi'ne yazdığı ön rapor. Zorunluluk gereği hazırlanmış teknik bir döküman ile mimarlık tarihi üzerine yazılmış bir kitap başta karşılaştırılamaz gibi dursa da kullanılan dildeki ortaklaşma bir hayli ilgi çekici. Örneğin, raporun ilk paragrafındaki "[...] mevcut teknik teşkilatın bankanın mali kabiliyeti nispetinde en verimli, en ekonomik ve en rasionel inkişaf ettirilmesi" cümlesiyle, ilerleyen sayfalarda imar faaliyetleri alanında kurulması gerektiğine inandığı birimler üzerine kaleme aldığı "Teknik zihniyeti henüz memleket içine nüfuz etmediği memleketimiz mıntıkalarında sırf imarla alakadar böyle teknik teşkilatın bulunması ayrıca büyük faideler yaratacağına eminim" ifadesinin izini kitabında da sürmek mümkün.3

2 26 Ziya Kocainan’ın İller Bankası İdare Meclisi’ne hazırladığı raporun ilk sayfası<br />
SALT Araştırma, Said Bey Arşivi
Ziya Kocainan’ın İller Bankası İdare Meclisi’ne hazırladığı raporun ilk sayfası
SALT Araştırma, Said Bey Arşivi

İki bölümden oluşan kitabı mimarlık tarihi açısından ilginç kılan, 11 sayfalık ikinci kısmı. Burada Kocainan, Mimar Sinan tarafından tasarlanan Süleymaniye ve Selimiye camilerinden söz ediyor. O dönemde Batı'daki hâkim mimarlık anlayışının aksine Mimar Sinan'ın yapılarındaki rasyonel yaklaşıma vurgu yapılıyor. Söz konusu bölümde "rationel" kelimesini tam 12 kez kullanan Kocainan, önerdiği mühendislik çözümlerinden aldığı mimari kararlara kadar işlerini rasyonel bir edimle gerçekleştiren Mimar Sinan ile Türk mimarlığının ayırt edici özelliğini bu yaklaşımın belirlediğine inanıyor. Buna göre, rasyonalite yüklerin dağılımından kapı ve pencere oluşumlarına, son cemaat yerinden manzara kullanımına kadar her noktada ünlü mimarın pratiğinin merkezinde yer alıyor. Tüm bunlardan hareketle Kocainan'ın Mimar Sinan'ı âdeta kendi çağdaşı gibi gördüğü çıkarımını yapmak mümkün. Başka bir ifadeyle Kocainan, Mimar Sinan'ın mimarlık ve mekân ile kendisi gibi neden-sonuç çıkarımları temelinde bir ilişki kurduğunu düşünüyor.

Türkiye'de özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren görmeye başladığımız ve çoğunlukla bir kimlik anlatısına dönüşen teknik/bürokratik dil, bilen bir özne varsayar. Bu hikâyenin öznesi de Ziya Kocainan. Bu metinlerde, sadece yönetiminden sorumlu olduğu toprakları değil tüm dünyayı teknik bir yaklaşımla değerlendiren, sayısal haritalara döken, toplumdan özerkleşmiş ve her türlü ideolojiden arınmış göründüğü için tartışılamaz kabul edilen bürokratik dil yeniden üretiliyor. Ancak, başlangıçta bilen bir özne varsayan bu dil ile uygulamaları, sonrasında bu öznelerin kendisini de devlet çarkının sıradan bir dişlisine çeviriyor. Kendi kendini yeniden üreten devasa bir makineye...

4 5 Ziya Kocainan’ın Nafia Vekaleti Binası’nın inşaatını eksiksiz tamamladığına dair noter onaylı belge<br />
SALT Araştırma, Said Bey Arşivi
Ziya Kocainan’ın Nafia Vekaleti Binası’nın inşaatını eksiksiz tamamladığına dair noter onaylı belge
SALT Araştırma, Said Bey Arşivi

Kocainan'ın emekliliğine yakın döneme tarihlenen yukarıdaki belgenin de4 gösterdiği üzere üretimin dişlisi hâline gelen bu özneler kendi elleriyle yarattıkları bu makineden kurtulmak için de en az başlangıçtaki kadar çaba harcamak zorunda kalıyor. Bu bağlamda, Kocainan'ın ailesi ve çalıştığı kurumlar ile kurduğu ilişkiler Cumhuriyet dönemi anlatılarında eksik olan ve görünürlük kazanmamış bir yere, kamusal alanın tam aksine konumlandırılmış özel alana ışık tutma imkânı da taşıyor.
  • 1.
    SALT Araştırma, Said Bey Arşivi, AFMSBKDOC008
  • 2.
    Ziya Kocainan, Mimar Sinan ve XX. Asır Mimarisi (Kısa Bir Tetkik), İstanbul: Kenan Basımevi, 1939
  • 3.
    SALT Araştırma, Said Bey Arşivi, AFMSBKDOC041
  • 4.
    SALT Araştırma, Said Bey Arşivi, AFMSBKDOC036
PAYLAŞ