ARŞİVDEN ÇIKTI: ELİZA DAY BU HİKÂYENİN NERESİNDE?

NAZAN MAKSUDYAN

22 MART 2017

Elizaday Blog Ayla Erduran, Aliye Berger’in Narmanlı Han’daki atölyesinde
SALT Araştırma, Eliza Day Arşivi
Ayla Erduran, Aliye Berger’in Narmanlı Han’daki atölyesinde
SALT Araştırma, Eliza Day Arşivi
Aliye Berger'in (1903-1974) artık hafif hafif çürümekte olan Narmanlı Han'ın üst katındaki stüdyosu, 1950'ler ve 1960'larda İstanbul'un yazar, sanatçı, entelektüel çevresi için bir uğrak yeridir. 1831'de mimar Giovanni Fosati'nin planına göre inşa edilen devasa yapı, ağaç gölgeli, mor salkımlı cennet gibi bir avluyu çevreler, doğrudan Grande Rue de Péra'ya açılır. Binanın büyük kısmı on dokuzuncu yüzyıl süresince imparatorluğun Rus Büyükelçiliği, Sofyalı Sokak'a bakan yüksek duvarlı bölümü ise hapishane olarak kullanılmıştır. Cihan Harbi sırasında bir süre boş kalan bina, İstanbul'a gelen çok sayıda "Beyaz Rus"un buraya sığınmasıyla yeniden hareketlenir. 1920'de kısa ömürlü Ermenistan Cumhuriyeti'nin konsolosluğu da buradadır. 1933'te binayı Avni ve Sıtkı Narmanlı kardeşler satın alır. Odaların çoğu yayınevlerine ve sanatçılara kiralanınca handa kendine özgü bir sanat ortamı oluşur. d Grubu'nun ilk sergisi 1933'te Narmanlı'nın altındaki şapkacıda açılır. Han, Aliye Berger, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi sanatçı ve yazarlara ev sahipliği yapar. 1950'ler ve 1960'larda Aliye Berger'in Narmanlı Han'daki stüdyo-evinin, İstanbul'un "bohem dünyası" hakkında fikir sahibi olmak ya da son gelişmeleri takip etmek için en uygun yer olduğu düşünülür. Atölye, tanınmış misafirleri, fotoğraf çekimleri, meşhur partileriyle gece gündüz hayat doludur. Kentin yazar, sanatçı ve entelektüelleri mütemadiyen Narmanlı Han'a akar.

Bu üç fotoğraftan muhtemelen yalnızca üçüncüsü dolaşıma girmiş olsa da, tarihsel açıdan en değerlisi şüphesiz birinci kare. Fotoğrafta arkası dönük duran Aliye Berger, bir yandan sohbet edip bir yandan giyinmeye çalışan ünlü keman sanatçısı Ayla Erduran, arkadaki büyük tablodaki ise Aliye Berger'in yirmi üç yıl sevgili, altı ay ise resmen evli olduğu, 1947'de kalp krizi neticesinde hayatını yitiren Macar keman virtüözü Karl Berger var. O ana tanıklık eden, dolayısıyla fotoğrafı çeken ise kendi ismiyle anılan arşivde kendisini sanki özellikle karanlıkta bırakan, kendinden çok yaşadığı döneme ve çevreye ışık tutan Eliza Day. Zamanında -Ayla Erduran gibi- Karl Berger'den keman dersleri alan, 1963'te İstanbul Şehir Galerisi'nde ilk kişisel resim sergisini açan, SALT Araştırma'daki arşivinden izleyebildiğimiz kadarıyla yetenekli bir fotoğrafçı olan Eliza Day'ın sanat camiasına hem bu kadar yakın hem de tarihsel perspektiften bakınca görünmez olması son derece düşündürücü. Eliza Day bu hikâyenin neresinde?

PAYLAŞ