ERTELENDİ
Yuvarlak Masa Buluşmaları:
Dünya Su Günü
Serpil Oppermann, Ifor Duncan, Aslı Uludağ, Banu Çiçek Tülü
Salt Beyoğlu

Sidiro’daki göçmen mezarlığında su basmış boş bir mezar, Evros, Yunanistan
Fotoğraf: Stefanos Levidis ve Ifor Duncan, 2019
Fotoğraf: Stefanos Levidis ve Ifor Duncan, 2019
Bu program ileri bir tarihe ertelenmiştir.
Salt Beyoğlu’ndaki Su Etrafında, Dünya Su Günü’nde konuşma, sunum, tartışma ve performanstan oluşan bir programla sona eriyor.
Program, Mavi Beşerî Bilimler alanındaki önde gelen akademisyenlerden Serpil Oppermann, nehir sistemlerindeki siyasi şiddeti inceleyen araştırmacı ve sanatçı Ifor Duncan ile insan-çevre ilişkilerini şekillendiren hukuki, mimari ve tekno-bilimsel yapıları inceleyen Aslı Uludağ’ın sunumları ile başlayacak. Sunumları izleyen oturumda Su Etrafında programını oluşturan beş araştırma grubunun yürütücüleri, projelerin ilk bulgularını paylaşacak ve davetli konuşmacıların katılımıyla araştırmaların sonraki aşamalarda nasıl geliştirilebileceğini ele alacak. Ardından Banu Çiçek Tülü, Güneydoğu Anadolu’da su, baraj inşası ve çevresel adalet odaklı araştırmasını aktaracağı bir ses performansı gerçekleştirecek.
Herkesin katılımına açık ve ücretsiz programın dili Türkçe ve İngilizce’dir. Simultane çeviri yapılacaktır.
PROGRAM
13.30-14.30 Serpil Oppermann — Açılış Konuşması: “Mavi Beşerî Bilimlerde Suyla Birlikte Düşünmek”
Suyun jeo-tarihsel etkilerine, farklı zamansallıklarına ve çok türlü geçmişlerine uyum sağlayarak düşünmeyi öğrendiğimizde neler keşfedebiliriz? İlişkisel düşüncenin temelindeki akışkanlık ve geçirgenlik gibi kavramları benimsersek, su habitatlarına dair anlayışımız ne yönde değişir? Mavi Beşerî Bilimler alanının ortaya attığı bu sorular etrafında gelişen dağarcık, kendimizi akışlarla tanımlanmış bir dünyanın geçici sakinleri olarak algılamamıza zemin hazırlar; suyu “bir ilişki ve bağlantı alanı” olarak değerlendiren etik yaklaşımları teşvik eder.
Kendi dışındaki güçler tarafından şekillendirilen ancak sürekli hareket hâlinde olan su, zaptedilmeye meydan okuyan bir canlılıkla doludur. Deniz bilimi, sanat ve beşerî bilimlerin kesişimindeki disiplinlerötesi araştırmalar, tarih boyunca sömürülen ve sömürgeleştirilen su kaynaklarının taşıdığı hikâyeleri keşfetmeye olanak tanır; insan, su ve suda yaşayan varlıklar arasında hem yıkıcı hem de besleyici olabilen karmaşık ilişkileri açığa çıkarır. Bu araştırmalardan beslenen Mavi Beşerî Bilimler ise çok perspektifli ve daha az insan merkezli etik çerçeveler üretir. Oppermann, konuşmasında Crochet Coral Reef projesinden yola çıkarak su habitatlarına ilişkin nesneleştirici görüşleri yeniden şekillendirmek için bilimsel araştırma ile sanatsal yaklaşımları harmanlayan çalışmaları ele alacak.
15.00-15.40 Ifor Duncan — Sunum: “Bir Nehri Silahlandırmak”
Bu sunum, Yunanistan, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki “kara” sınırını oluşturan Evros/Meriç/Martisa Nehri’ne ve nehrin bir sınır teknolojisi olarak üretimine odaklanır. Ana yatağından deltasına nehrin çizdiği sınır, mültecilerin geçişini denetleme veya engelleme mekanizması olarak kullanılmaktadır. Nehir-sınır teknolojisi, akarsu yatağının tehlikeli akışlarından “Zoni Asfaleias Prokalypsis” (ZAP) olarak bilinen askerî tampon bölgeyi niteleyen sel kapanlarına kadar nehir ekosisteminin tüm hidrolojik unsurlarını içerir. Devletlerin dokunulmazlığı da bu tampon bölgedeki taşkın suların, toprak üzerindeki hâkimiyeti pekiştirmek için kullanılmasıyla bağlantılıdır.
15.40-15.50 Soru-Cevap
15.50-16.30 Aslı Uludağ — Sunum: “Hidro-Jeotermalizmler”
Aydın, Manisa ve Denizli’deki jeotermal enerji santralleri, kaplıcalar ile termal otellerin kümelenmesi, jeolojik olarak belirlenmiş bir ilişkiden ziyade sahanın hidro-jeopolitikasındaki iç içeliklere işaret eder. Bu iç içelik, toprak ve özne inşasına yönelik olarak Batı’dan ithal edilen hidrojeoloji biliminin, yerel toplumsal yapılar ve anlamlandırma biçimleriyle şekillenen bir araç olarak kullanımıyla yakından ilişkilidir.
Uludağ, sunumunda 20. yüzyıl başlarından günümüze jeotermal enerji üretiminin seyrini ele alacak; bu süreçte el konulan veya yerinden edilen yerel pratiklerin somut ve toplumsal biçimleri üzerinde duracak. Jeotermal enerji üretimine karşı oluşan direniş grupları, jeologlar ve kaplıca kullanıcılarının rehberliğinde, bu farklı algılama biçimlerini birleştirerek yerel bir hidrojeoloji yaklaşımı üretebilecek müşterek zeminin izini sürdüğü saha çalışmalarından notlarını paylaşacak.
16.30-16.40 Soru-Cevap
16.40-16.50 Ara
16.50-18.50 Araştırma Sunumları ve Tartışma
Aslıhan Demirtaş, Ezgi Hamzaçebi, Merve Anıl, Gökçen Erkılıç, Duygu Cihanger Ribeiro, Merve Bedir, Sibel Yardımcı, Ifor Duncan, Aslı Uludağ, Merve Yücel, Eylül Şenses
18.50-19.00 Ara
19.00 Banu Çiçek Tülü — Ses Performansı: “Sularla Kaplı: Bir Mekân ve Paradigma Olarak Su Üzerine Spekülasyonlar”
Bu performans, Tülü’nün Güneydoğu Anadolu’da su, baraj inşaatı ve çevresel adalet üzerine yürüttüğü araştırmanın bir çıktısıdır. Burada su, mekânlar ile bedenlerin bir aradalığını ifade eden bir paradigma olarak karşımıza çıkar. Suyun akışkanlığı kadar kolaylıkla durdurulup yönlendirilebilmesi veya araçsallaştırılmasından yola çıkan performans, şu soruyu ortaya atar: Eğer bir sanat eseri, zamansal ve mekânsal bedenlerin içerisinde ve etrafında konumlanıyorsa, nâmevcut bedenlerin manipülasyonunu da bir temsil aracı olarak düşünmek mümkün mü?
Serpil Oppermann, Kapadokya Üniversitesi’nde öğretim üyesi ve Çevreci Beşerî Bilimler Merkezi‘nin direktörüdür. 2016-2018 yıllarında European Association for the Study of Literature, Culture, and Environment’ın (EASLCE) 7. dönem başkanlığını yapmıştır. Hâlen Messaging Extraterrestrial Intelligence (METI) Danışma Kurulu ile PMLA Danışma Komitesi’nin üyesidir. Ecocene: Cappadocia Journal of Environmental Humanities ile Bloomsbury’nin The Blue Humanities adlı yayın dizisinin eş editörlüğünü yapan Oppermann, Ecologies of a Storied Planet in the Anthropocene (West Virginia University Press, 2023) ve Blue Humanities: Storied Waters in the Anthropocene (Cambridge University Press, 2023) kitaplarının yazarıdır. Ayrıca aralarında Material Ecocriticism (Indiana University Press, 2014), Environmental Humanities: Voices from the Anthropocene (Rowman & Littlefield, 2017) ve Turkish Ecocriticism: From Neolithic to Contemporary Timescapes‘in (Lexington Books, 2021) bulunduğu birçok derlemenin eş editörüdür. 2026’da yayımlanması planlanan ve eş editörlüğünü yaptığı The Bloomsbury Handbook to the Blue Humanities adlı yayın üzerine çalışmalarını sürdürmektedir.
Ifor Duncan, yazar, sanatçı ve araştırmacı. Utrecht Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacı olarak Avrupa Araştırma Konseyi projesi “EcoViolence” üzerine çalışmaktadır. Nehir sınırları, mega baraj projeleri ve soykırım arşivleri olarak nehirleri odağına alan araştırmalarında, toplulukların bozulan sulak alanlarda maruz kaldığı siyasi şiddeti irdelemekte; bu kaygıları görsel kültür, kültürel bellek ve sualtı görsel-işitsel yöntemlerle yürüttüğü saha çalışmaları üzerinden ele almaktadır. Doktora derecesini Goldsmiths, University of London Centre for Research Architecture’dan alan Duncan, 2022-2024 yıllarında aynı kurumda öğretim görevlisi olarak çalışmıştır. 2020-2022 yıllarında Università Ca’ Foscari Venezia bünyesindeki New Institute Centre for Environmental Humanities’de (NICHE) doktora sonrası araştırmacı olarak bulunmuş; Royal College of Art Mimarlık Fakültesi’nde ders vermiştir.
Aslı Uludağ, lisansını School of the Art Institute of Chicago’da; yüksek lisansını Goldsmiths, University of London Centre for Research Architecture’da tamamladı. Araştırma temelli pratiğinde, insan-çevre ilişkilerini belirleyen hukuki, mimari ve tekno-bilimsel yapılar ile bu ilişkilerde açığa çıkan şiddeti irdelemektedir. Performans ve etkileşime dayalı enstalasyonlar, atölye çalışmaları ve spekülatif anlatılar aracılığıyla çevreyle ilişki kurmanın alternatif yollarını araştıran Uludağ’ın katıldığı sergiler arasında Suyun Bildikleri, Pilot Galeri, İstanbul (2022); 5. İstanbul Tasarım Bienali (2020); Bir Avuç Hak, Pera Müzesi, İstanbul (2018), Dissecting Signifiers, Ukrainian Institute of Modern Art, Chicago (2016) yer almaktadır. 2022’de Prince Claus Mentorship Ödülü’nü alan Uludağ, Practices of Attunement’ın kurucularındandır.
Banu Çiçek Tülü, müzik, ses ve araştırma pratiklerinin kesişiminde çalışmakta; müzik prodüksiyonu ile DJ’liği aktivizme yönelik sanatsal araçlar olarak kullanmaktadır. Çok kanallı video, analog sentez, saha kayıtları, heykel, tekstil enstalasyonları ve dokuma pratiklerini bir araya getiren işlerinde, göçmen kadın bedenini merkeze alan feminist ve kuir sonik metodolojileri araştırır. BIPOC* ve LGBTQI+ toplulukları odağına alan üretimleri, ses ve müziğin politik potansiyelinden temellenir.
Merve Yücel, lojistik, ekoloji ve altyapının kesişim noktalarında çalışan bir mimar ve araştırmacıdır. Sanatı kentsel araştırma yöntemi olarak ele alan ATI kolektifinin üyesidir. Mekânsal analiz, küratöryel projeler ve sanatsal araştırmaları içeren pratiğinde, madde akışları, kaynak sömürüsüne dayalı ekonomiler ve hidro-sosyal dinamiklerin çevreyi ve politik ekolojileri nasıl şekillendirdiğini irdeler. 2011-2019 yıllarında İstanbul Tasarım Bienali’nde sergi ve proje yöneticisi olarak görev yaptı; bienalin tasarım ve mimarlık üzerine eleştirel söylemler geliştiren bir platform olarak şekillenmesine katkıda bulundu. Goldsmiths, University of London’da tamamladığı yüksek lisansında küresel altyapı ağlarındaki çevresel ve ekonomik spekülasyonların yönlendirdiği bir süreç olarak gemi sökümünü ele aldı. Hâlen Salt’ta devam eden Su Etrafında araştırma projesinin küratörlüğünü yapmaktadır.
Eylül Şenses, Salt’ta Programlar Sorumlusu olarak çalışmaktadır. Lisansını Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde; yüksek lisansını Kadir Has Üniversitesi Mimarlık ve Kent Çalışmaları Bölümü’nde tamamladı. 5. İstanbul Tasarım Bienali kapsamında Genç Küratörler Grubu’nda yer aldı. Kent çalışmaları kooperatifi Urban.koop ile ANATOPIA kooperatifinin kurucularındandır. İlgi alanları arasında kentsel ve kırsal müşterekler, yerel tarım pratikleri, mekânsal ve çevresel adalet, sosyal ve politik katılım odaklı alternatif pedagojiler bulunmaktadır.
Salt Beyoğlu’ndaki Su Etrafında, Dünya Su Günü’nde konuşma, sunum, tartışma ve performanstan oluşan bir programla sona eriyor.
Program, Mavi Beşerî Bilimler alanındaki önde gelen akademisyenlerden Serpil Oppermann, nehir sistemlerindeki siyasi şiddeti inceleyen araştırmacı ve sanatçı Ifor Duncan ile insan-çevre ilişkilerini şekillendiren hukuki, mimari ve tekno-bilimsel yapıları inceleyen Aslı Uludağ’ın sunumları ile başlayacak. Sunumları izleyen oturumda Su Etrafında programını oluşturan beş araştırma grubunun yürütücüleri, projelerin ilk bulgularını paylaşacak ve davetli konuşmacıların katılımıyla araştırmaların sonraki aşamalarda nasıl geliştirilebileceğini ele alacak. Ardından Banu Çiçek Tülü, Güneydoğu Anadolu’da su, baraj inşası ve çevresel adalet odaklı araştırmasını aktaracağı bir ses performansı gerçekleştirecek.
Herkesin katılımına açık ve ücretsiz programın dili Türkçe ve İngilizce’dir. Simultane çeviri yapılacaktır.
PROGRAM
13.30-14.30 Serpil Oppermann — Açılış Konuşması: “Mavi Beşerî Bilimlerde Suyla Birlikte Düşünmek”
Suyun jeo-tarihsel etkilerine, farklı zamansallıklarına ve çok türlü geçmişlerine uyum sağlayarak düşünmeyi öğrendiğimizde neler keşfedebiliriz? İlişkisel düşüncenin temelindeki akışkanlık ve geçirgenlik gibi kavramları benimsersek, su habitatlarına dair anlayışımız ne yönde değişir? Mavi Beşerî Bilimler alanının ortaya attığı bu sorular etrafında gelişen dağarcık, kendimizi akışlarla tanımlanmış bir dünyanın geçici sakinleri olarak algılamamıza zemin hazırlar; suyu “bir ilişki ve bağlantı alanı” olarak değerlendiren etik yaklaşımları teşvik eder.
Kendi dışındaki güçler tarafından şekillendirilen ancak sürekli hareket hâlinde olan su, zaptedilmeye meydan okuyan bir canlılıkla doludur. Deniz bilimi, sanat ve beşerî bilimlerin kesişimindeki disiplinlerötesi araştırmalar, tarih boyunca sömürülen ve sömürgeleştirilen su kaynaklarının taşıdığı hikâyeleri keşfetmeye olanak tanır; insan, su ve suda yaşayan varlıklar arasında hem yıkıcı hem de besleyici olabilen karmaşık ilişkileri açığa çıkarır. Bu araştırmalardan beslenen Mavi Beşerî Bilimler ise çok perspektifli ve daha az insan merkezli etik çerçeveler üretir. Oppermann, konuşmasında Crochet Coral Reef projesinden yola çıkarak su habitatlarına ilişkin nesneleştirici görüşleri yeniden şekillendirmek için bilimsel araştırma ile sanatsal yaklaşımları harmanlayan çalışmaları ele alacak.
15.00-15.40 Ifor Duncan — Sunum: “Bir Nehri Silahlandırmak”
Bu sunum, Yunanistan, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki “kara” sınırını oluşturan Evros/Meriç/Martisa Nehri’ne ve nehrin bir sınır teknolojisi olarak üretimine odaklanır. Ana yatağından deltasına nehrin çizdiği sınır, mültecilerin geçişini denetleme veya engelleme mekanizması olarak kullanılmaktadır. Nehir-sınır teknolojisi, akarsu yatağının tehlikeli akışlarından “Zoni Asfaleias Prokalypsis” (ZAP) olarak bilinen askerî tampon bölgeyi niteleyen sel kapanlarına kadar nehir ekosisteminin tüm hidrolojik unsurlarını içerir. Devletlerin dokunulmazlığı da bu tampon bölgedeki taşkın suların, toprak üzerindeki hâkimiyeti pekiştirmek için kullanılmasıyla bağlantılıdır.
15.40-15.50 Soru-Cevap
15.50-16.30 Aslı Uludağ — Sunum: “Hidro-Jeotermalizmler”
Aydın, Manisa ve Denizli’deki jeotermal enerji santralleri, kaplıcalar ile termal otellerin kümelenmesi, jeolojik olarak belirlenmiş bir ilişkiden ziyade sahanın hidro-jeopolitikasındaki iç içeliklere işaret eder. Bu iç içelik, toprak ve özne inşasına yönelik olarak Batı’dan ithal edilen hidrojeoloji biliminin, yerel toplumsal yapılar ve anlamlandırma biçimleriyle şekillenen bir araç olarak kullanımıyla yakından ilişkilidir.
Uludağ, sunumunda 20. yüzyıl başlarından günümüze jeotermal enerji üretiminin seyrini ele alacak; bu süreçte el konulan veya yerinden edilen yerel pratiklerin somut ve toplumsal biçimleri üzerinde duracak. Jeotermal enerji üretimine karşı oluşan direniş grupları, jeologlar ve kaplıca kullanıcılarının rehberliğinde, bu farklı algılama biçimlerini birleştirerek yerel bir hidrojeoloji yaklaşımı üretebilecek müşterek zeminin izini sürdüğü saha çalışmalarından notlarını paylaşacak.
16.30-16.40 Soru-Cevap
16.40-16.50 Ara
16.50-18.50 Araştırma Sunumları ve Tartışma
Aslıhan Demirtaş, Ezgi Hamzaçebi, Merve Anıl, Gökçen Erkılıç, Duygu Cihanger Ribeiro, Merve Bedir, Sibel Yardımcı, Ifor Duncan, Aslı Uludağ, Merve Yücel, Eylül Şenses
18.50-19.00 Ara
19.00 Banu Çiçek Tülü — Ses Performansı: “Sularla Kaplı: Bir Mekân ve Paradigma Olarak Su Üzerine Spekülasyonlar”
Bu performans, Tülü’nün Güneydoğu Anadolu’da su, baraj inşaatı ve çevresel adalet üzerine yürüttüğü araştırmanın bir çıktısıdır. Burada su, mekânlar ile bedenlerin bir aradalığını ifade eden bir paradigma olarak karşımıza çıkar. Suyun akışkanlığı kadar kolaylıkla durdurulup yönlendirilebilmesi veya araçsallaştırılmasından yola çıkan performans, şu soruyu ortaya atar: Eğer bir sanat eseri, zamansal ve mekânsal bedenlerin içerisinde ve etrafında konumlanıyorsa, nâmevcut bedenlerin manipülasyonunu da bir temsil aracı olarak düşünmek mümkün mü?
Serpil Oppermann, Kapadokya Üniversitesi’nde öğretim üyesi ve Çevreci Beşerî Bilimler Merkezi‘nin direktörüdür. 2016-2018 yıllarında European Association for the Study of Literature, Culture, and Environment’ın (EASLCE) 7. dönem başkanlığını yapmıştır. Hâlen Messaging Extraterrestrial Intelligence (METI) Danışma Kurulu ile PMLA Danışma Komitesi’nin üyesidir. Ecocene: Cappadocia Journal of Environmental Humanities ile Bloomsbury’nin The Blue Humanities adlı yayın dizisinin eş editörlüğünü yapan Oppermann, Ecologies of a Storied Planet in the Anthropocene (West Virginia University Press, 2023) ve Blue Humanities: Storied Waters in the Anthropocene (Cambridge University Press, 2023) kitaplarının yazarıdır. Ayrıca aralarında Material Ecocriticism (Indiana University Press, 2014), Environmental Humanities: Voices from the Anthropocene (Rowman & Littlefield, 2017) ve Turkish Ecocriticism: From Neolithic to Contemporary Timescapes‘in (Lexington Books, 2021) bulunduğu birçok derlemenin eş editörüdür. 2026’da yayımlanması planlanan ve eş editörlüğünü yaptığı The Bloomsbury Handbook to the Blue Humanities adlı yayın üzerine çalışmalarını sürdürmektedir.
Ifor Duncan, yazar, sanatçı ve araştırmacı. Utrecht Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacı olarak Avrupa Araştırma Konseyi projesi “EcoViolence” üzerine çalışmaktadır. Nehir sınırları, mega baraj projeleri ve soykırım arşivleri olarak nehirleri odağına alan araştırmalarında, toplulukların bozulan sulak alanlarda maruz kaldığı siyasi şiddeti irdelemekte; bu kaygıları görsel kültür, kültürel bellek ve sualtı görsel-işitsel yöntemlerle yürüttüğü saha çalışmaları üzerinden ele almaktadır. Doktora derecesini Goldsmiths, University of London Centre for Research Architecture’dan alan Duncan, 2022-2024 yıllarında aynı kurumda öğretim görevlisi olarak çalışmıştır. 2020-2022 yıllarında Università Ca’ Foscari Venezia bünyesindeki New Institute Centre for Environmental Humanities’de (NICHE) doktora sonrası araştırmacı olarak bulunmuş; Royal College of Art Mimarlık Fakültesi’nde ders vermiştir.
Aslı Uludağ, lisansını School of the Art Institute of Chicago’da; yüksek lisansını Goldsmiths, University of London Centre for Research Architecture’da tamamladı. Araştırma temelli pratiğinde, insan-çevre ilişkilerini belirleyen hukuki, mimari ve tekno-bilimsel yapılar ile bu ilişkilerde açığa çıkan şiddeti irdelemektedir. Performans ve etkileşime dayalı enstalasyonlar, atölye çalışmaları ve spekülatif anlatılar aracılığıyla çevreyle ilişki kurmanın alternatif yollarını araştıran Uludağ’ın katıldığı sergiler arasında Suyun Bildikleri, Pilot Galeri, İstanbul (2022); 5. İstanbul Tasarım Bienali (2020); Bir Avuç Hak, Pera Müzesi, İstanbul (2018), Dissecting Signifiers, Ukrainian Institute of Modern Art, Chicago (2016) yer almaktadır. 2022’de Prince Claus Mentorship Ödülü’nü alan Uludağ, Practices of Attunement’ın kurucularındandır.
Banu Çiçek Tülü, müzik, ses ve araştırma pratiklerinin kesişiminde çalışmakta; müzik prodüksiyonu ile DJ’liği aktivizme yönelik sanatsal araçlar olarak kullanmaktadır. Çok kanallı video, analog sentez, saha kayıtları, heykel, tekstil enstalasyonları ve dokuma pratiklerini bir araya getiren işlerinde, göçmen kadın bedenini merkeze alan feminist ve kuir sonik metodolojileri araştırır. BIPOC* ve LGBTQI+ toplulukları odağına alan üretimleri, ses ve müziğin politik potansiyelinden temellenir.
Merve Yücel, lojistik, ekoloji ve altyapının kesişim noktalarında çalışan bir mimar ve araştırmacıdır. Sanatı kentsel araştırma yöntemi olarak ele alan ATI kolektifinin üyesidir. Mekânsal analiz, küratöryel projeler ve sanatsal araştırmaları içeren pratiğinde, madde akışları, kaynak sömürüsüne dayalı ekonomiler ve hidro-sosyal dinamiklerin çevreyi ve politik ekolojileri nasıl şekillendirdiğini irdeler. 2011-2019 yıllarında İstanbul Tasarım Bienali’nde sergi ve proje yöneticisi olarak görev yaptı; bienalin tasarım ve mimarlık üzerine eleştirel söylemler geliştiren bir platform olarak şekillenmesine katkıda bulundu. Goldsmiths, University of London’da tamamladığı yüksek lisansında küresel altyapı ağlarındaki çevresel ve ekonomik spekülasyonların yönlendirdiği bir süreç olarak gemi sökümünü ele aldı. Hâlen Salt’ta devam eden Su Etrafında araştırma projesinin küratörlüğünü yapmaktadır.
Eylül Şenses, Salt’ta Programlar Sorumlusu olarak çalışmaktadır. Lisansını Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde; yüksek lisansını Kadir Has Üniversitesi Mimarlık ve Kent Çalışmaları Bölümü’nde tamamladı. 5. İstanbul Tasarım Bienali kapsamında Genç Küratörler Grubu’nda yer aldı. Kent çalışmaları kooperatifi Urban.koop ile ANATOPIA kooperatifinin kurucularındandır. İlgi alanları arasında kentsel ve kırsal müşterekler, yerel tarım pratikleri, mekânsal ve çevresel adalet, sosyal ve politik katılım odaklı alternatif pedagojiler bulunmaktadır.